kksal55 : Sandra Bullock 28 Days
20.10.2007
Gwen'i geçmişte canlandırdığınız kadınların bir varyasyonu olarak görmek mümkün.
Tamamen. Betty (28 Days'in yönetmeni Betty Thomas) onun özdeşleşebileceğiniz biri olduğunu düşündü. Ünlü insanlarla ilgili olarak duyduğumuz tek şey rehabilitasyon merkezleri. Ben bir rehabilitasyon merkezine gittiğimde (araştırma için), oradaki insanlar, sanki kapı komşularımız gibiydiler. Oysa ben heavy metalcilerle, çılgın tiplerle karşılaşmayı umuyordum - onlar faal durumdaki insanlardır.
Sana karşı reaksiyonları ne oldu?
Beni orada istemediler. Birisi grubu terketti. Bu anlaşılabilir bir şey. Danışman beni oraya oturttu ve herkes kollarını kavuşturdu. Korunmasızdım. "Bu Sandra. Onu Speed'de görmüş olabilirsiniz" gibi birşeydi, köşeye sıkışmıştım. Danışman "Hepimiz neden burada olduğunu biliyoruz. Bundan hoşlanmayan insanlar var" dedi. Üstü kapalı sözler yoktu.
Orada ne kadar kaldın?
Yaklaşık dört gün. Orada uyumama izin verilmiyordu; fazla odaları yoktu. Ama hep ortalıktaydım.
Senin hasta olduğunu düşünen biri oldu mu?
Hayır, neden orada olduğumu biliyorlardı. Danışman, hikayemi açıklama ya da saklı tutma konusundaki kararı bana bıraktı. Sırrımı saklayacağıma söz vermem gerekiyordu. Bunun belki de hayatımı değiştirebilecek bir fırsat olduğunu söyledim.
Sırları açığa vurmak gibi kötü alışkanlıkların var mı?
Sayısız kötü alışkanlığım var. Tahmin edebileceğinizden daha fazla felce uğratıcı duygusal alışkanlıklarım var. Birkaç yıl öncesine kadar nasıl bir kişiliğim olduğunu bilmiyordum. Birçok şey tarafından felce uğratılmıştım, güvensizlikler, hayata bakış açınız. Burada dürüstlüğüm ve iletişimimden başka hiçbirşeyim yoktu. O yüzden onlara hikayemi verdim. Ve kadının biri bana "Senin o mutlu, neşeli insanlardan biri olduğunu düşünüyordum, ama hikayeni dinledikten sonra, burada olmana sevindim" dedi.
Hikayen nedir peki?
Bunu size asla anlatmam. Ben inanılmaz derecede iyimser ve neşeli bir insanım, ama bu gerçekte korkuları ve güvensizlikleri olan bir kişiliği dengeliyor. Size bir palyaço göstereceğim, ve o odadaki en korku dolu insan.
Çok bütün görünüyorsunuz.
Öyleyim. Sorumlu, mantıklı ve adilim. Ama bunlar bir kişi olmak için yeterli değil.
Güvensizliğiniz ne öyleyse?
Oh hayır, lütfen. Bu önemli değil. Bu, hayatınızı nasıl bu işe daha uygun hale getireceğinizi ve olaylarla nasıl başa çıkabileceğinizi görmenizle ilgili birşey.
Filmde kişisel zaaflarınızı ve korkularınızı ortaya çıkardınız mı?
Evet. Betty, karakterin geçmişiyle ilgili düşüncelerimizi yazmamızı istedi ve bu sayfaları doldurdu. Neye ihtiyacınız varsa bunu kendi hayatınızdan katabilirsiniz - ve biliyorum ki benim rolüm bunu gerektiriyordu.
Nasıl oldu da Sandra Bullock bir rehabilitasyon merkezine gitti ve bu olay bir tabloid gazetesinin manşetinde yar almadı?
Saygıdan dolayı. Bunu yapan biri programda yer alamazdı. Ben "Eğer böyle birşey yaparlarsa bu onların problemi, benim değil" dedim.
Filmin bu kadar önemli bir konuda insanları güldürmesi konusunda rahatsızlık hissettiniz mi?
Duyduğunuz her hikaye trajik bir şekilde komiktir. Tıpkı bir düdüklü tencere gibi : Eğer gülmek gibi bir subap olmasa, hayatın baskısına nasıl dayanırdık. Gülmeye teşvik ediliyorsunuz, ve bu yerin güzelliği de burada.
Rehabilitasyonun bir parçası olarak Gwen'in, insanların huzurlu olup olmadığını hissedebilen bir atın bacağını tutması gerekiyordu. Başınıza çifte atmasından korkmadınız mı?
Hayır! Atları severim, ama onlara alerjim var. O yüzden elime birşeyler sardılar. Ve ona her dokunuşumda hapşırıp, burnumu silmek zorunda kaldım.
Düğün pastasının üstüne düştüğünüz sahnede ne hissettiniz?
İğrençti. Günün sonunda kusmuk gibi kokuyorsunuz. Hiç bütün gün beklemiş bir kremşantili pastaya yaklaştınız mı bilmiyorum ama, pislik gibi kokuyor. İşte ben de aynen öyle kokuyordum : pislik gibi.
Şimdi size baktığında insanın, lisede zorluk çekmiş biri olduğunuza inanması çok zor.
Ben Alman'dım! okula garip çoraplar ve örgülü saçlarla gittim. Kıçıma tekmeyi yedim. Gerçekten utangaçtım. Almanya'dan gelmiştim ve farklıydım işte. Lise yılları, hormonal olarak, herkesin hayatındaki en kötü dönemdir. İnsanlara verdiğim rahatsızlığın sonu yoktu. Ya lisede zirvede olursunuz, ya da iş hayatında. Ben o kalıplara uygun değildim.
Şimdi zirvede misiniz sizce?
50 veya 60 yaşımda zirveye çıkacağımı umuyorum. Kendimi hiçbir zaman şu an olduğu kadar iyi hissetmemiştim. Hala kötü şeyler olmasına karşın, hayat devam ediyor. Aklımı seviyorum. Kafamın vidalarını çıkarmış, beynimi yıkamış, engelleyici ıvır zıvırları atmış, kendimi manik davranışlardan kurtarmış gibi hissediyorum...
Dönüş noktası neydi?
Hayat. Bilmiyorum, üç sene önce kendiliğinden oluverdi. Belki dört yıl önce.
30 yaşına girmek olabilir mi?
Hayır, yaşlandıkça daha az olgunlaşıyorum sanki. Olgunluğun bununla igisi olduğunu sanmıyorum. Sanırım ben geç çiçek açıyorum. Hiçbir zaman vahşi bir çocukluğum olmadı, çocuk olmanın özgürlüğünü yaşamadım. X,Y ve Z hakkında paranoyalarım vardı hep. Şimdi bir ifade özgürlüğüne ulaştım, kendimle istediğim herşeyi yapabilme özgürlüğü, kendimi iş konusunda deneyebilir, ya da seyahat edebilirim, ya da canım ne isterse onu yapabilirim.
Canının istediği herşeyi yapmaktan bahsetmişken, bongo çalan arkadaşın Matthew McConaughey'den ne haber?
Çıplakken harika görünüyor ve düşene kadar etrafta böyle çıplak koşuşturabilir. Polis ve onun için şanssız bir durum. Kaçacak yerleri olmadığını farkettiler.
Buna neden kafalarını taktılar?
Karşılarındaki bir ünlüydü. Ve işi berbat etmişlerdi. Ama hiçkimse bunu daha iyi bir mizah anlayışıyla ele almadı. Matthew bunun yalınlığını farketmişti. Bilirsiniz, haberleri duyduğumda, çılgına döndüm-daha önce hiç tanıdığım biri tutuklanmamıştı, ve kesinlikle Matthew da öyle. Ama bunu elbiselerini giymeyi reddettiği için yaptıklarını öğrendiğimde, çok güldüm.
Bir star'da bu özellğin varolması çok alışılmadık birşey olduğu için senin diğerlerine karşı iyiliğin çok dikkat çekiyor.
Sanırım insanlara normal bir şekilde iyi davranıyorum, çünkü iyi olmamanın nasıl birşey olduğunu biliyorum. Ben hep kendiminkiler yerine başka insanların davalarına karışan bir tipim. Sanırım bu problem pek çoğumuzda var.
Hayatınızın bu noktasında, yuva kurma isteği duyuyor musunuz?
Hayatım boyunca hep evcimen oldum. Hiçbir zaman geçtiğimiz birkaç yıl boyunca olduğu gibi kendime zaman ayırabileceğim bir yerde yaşama şansım olmadı. Şimdi sevdiğim bir yerde yaşıyorum, Austin'de; ve kendime bir yuva kurabilirim.
Peki ya çocuk?
Bir çocuğum olacak. Bir çocuğa ihtiyacım var demiyorum-bence bir çocuk ihtiyaçları karşılamak için doğmamalı. Bu eşime ve kendime duyduğum sevginin ve kendimizi bir çocuk sahibi olacak kadar iyi hissetmemizin sonucu olmalı. Çocukları severim ve onlara 17 yaşındayken de sahip olabilirdim, ama bunu yanlış nedenlerle yapmak istemiyorum. Ayrıca hayatımdaki bencilliklerden kurtuluyorum. Böylece bir çocuğum olduğunda, bu bencilliklere karşı koyup, sadece "anne" olabilmek istiyorum.
Belli bir noktada kariyerinizin sizin için şu anki kadar önem taşımayacağını mı umuyorsunuz?
Dengeyi buluyorsunuz. Bugüne kadar olmasını umduğum hiçbirşey olmadı, ve hayalkırıklıklarım çok acı verici..
Ne ummuştunuz?
Bunu size anlatmayacağım, ama sorduğunuz için teşekkür ederim! Olayların gelişimiyle ilgili hepimizin beklentileri vardır, üç yıl sonra nerede olacağımızla ilgili, şu yaşıma geldiğimde ilk evimi alacağım gibi. Bunların hiçbiri hiçbir zaman gerçekleşmez. Bugüne kadar gözlerimi kamaştıran en iyi şeyler hep ters yönden geldi. Bu gibi önceliklerimden vazgeçtim.
Sizin için en sık kullanılan kelime "cömert" ve insanlar sizi "bir yıldız modeli" olarak görüyorlar.
Oh! Beni ağlatacaksınız.Ben sadece çevremde olanları yansıtıyorum. Hiç istediğini alamamış bir paparazzi ile karşı karşıya kaldınız mı? Bağırarak korkunç şeyler söylerler ve ben de "Annem hakkında birşey söyleme" derim. İyi olmayı deniyorum, ama insanları davranışlarına göre değerlendiririm.
"Gun Shy"ın prodüktörlüğünü yaptınız. Neler öğrendiniz?
Herşeyi! Finansmanı halledebileceğimi öğrendim, büyük oyuncuları alabileceğimi, ve işlerin yolunda gitmediği zamanlarda onları birarada tutmanın yollarını. Hayatımda hiç bu kadar baskı altında kalmamıştım. Bitene kadar idare edebildiğim için kendimle gurur duyuyorum. Düşük bir bütçeyle yapılmıştı ve paramızı çıkarmayı başardık.
Hit olmamasına rağmen?
Kesinlikle. Bilirsiniz, benim filmim olmak üzere yapılmadı. Para alabilmek için birkaç sahnede yer aldım. Bu Oliver'ın (Platt) filmiydi. Çok zordu ve keşke hakkında konuşabilsem, ama yapamam.
Gizli bir anlaşma imzaladınız?
Hayır, imzalamadım. Deneyim kazanmanın daha iyi bir yolu olamazdı; Bu kadar küçük bir bütçeyle ve temel konu Amerika değilken herşeyin kötü gitmesini sorgulayamazsınız. Tüm bunlar, tamamiyle bir trafik akışına karşı savaştık. Ve bunu yapmaya bayıldım.
"28 Days"deki parti spontane miydi?
Filmde bir rahatlamaya ihtiyaç duyduğunuz nokta için hep bir parti planlarım. Filmin tam olarak ortasında ya da tam olarak sonunda değil, bitişinden üç hafta öncesinde, herkesin planlar yapabileceği ve giyinip kuşanabileceği büyük bir parti verirsiniz. Bir durumu ya da bir anı hatırlamak istersiniz. Çok fazla eğlendik. Hayat da bu demek zaten. Bir parti!
Baskı çok fazla arttığında ne yaparsınız?
Bir sürü şey. Baskıyla gerçekten iyi başa çıkıyorum.
Bir sonraki filminiz "Miss Congeniality"de Oscar ödüllü Michael Caine'le birlikte oynayacakınız.
Büyük bir komedi bu. Miss America törenine sızması gereken ve yarışmacılardan birinin üzerine bomba yerleştirmek için sayılı günü kalmış bir ajan var. O tam bir kasap. Size merhaba demek yerine silah çekebilecek biri.
Bu rolü size vermek kimin aklına geldi? Bu tip hiç size benzemiyor.
Ciddi misiniz? Elemeler sırasında bir erkek gibi oturduğumu ve böyle çok rahat olduğumu farkettim (bacaklarını açıp oturarak bunu kanıtlıyor). Adamların arkasından yürüyüp, en iyi kimin yürüdüğünü görebilirdim. Erkeklerin arasında yeterince uzun süre takıldığımda, kendimi, kendime kadın gibi davranmama izni vermiş halde buldum.Bu o kadar özgürleştirici ki anlatamam.
Şimdi 30'larınızdayken artık isyan mı ediyorsunuz?
İsyan etmiyorum, belli bir düzende yaşamak için yapmam gerektiğini düşündüğüm şeylerin yok olmamasına izin veriyorum. Pek çok yönden özgürüm ve bu her geçen yıl daha fazla artıyor. Sizi birdenbire vurmuyor, yavaş yavaş gelişiyor.
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!
2006-2007 © Copyright fazlaarama.com Sitede yayınlanan yazılar ve bilgiler izinsiz kullanılamaz. Sitede sunulan programları kurmadan/çalıştırmadan önce virüs taramasından geçiriniz. Programların kullanımları sonucu oluşabilecek zararlardan fazlaarama.com sorumlu değildir.