Download forum Program indir Remix download f / Sitemap & SEO / Yazılar

Orijinali görmek için : Yazılar / Kuresellesme ve Somurgecilik

kksal55 : Kuresellesme ve Somurgecilik
20.10.2007
 Dünya her geçen gün değişmekte ve insanlar her biri farklı değerler, kavramlar, idealler ve geleneklerle birlikte bu farklılıklara ayak uydurmak zorunda bırakılmaktadırlar. Şüphesiz, günümüzün en baskın ve güçlü kavramlarından biri Amerikan emperyalizmidir. Amerikan emperyalizmi, küreselleşme süreci içerisinde oluşan ve toplumların her birini ayrı ayrı etkileyen gizli bir sömürgeciliktir.  Her ne kadar küreselleşme olumlu ve sömürgecilik ise olumsuz bir kavram olarak algılansa da, Amerikan toplumunun Türkiye dahil olmak üzere diğer tüm dünya ülkelerine olan etkisi ve baskısı kesinlikle küreselleşen bir dünyada mutlak bir sömürgecilik olarak adlandırılabilir. “Küreselleşmek” kavramı şu şekilde tanımlanabilir: “Dünya milletlerini, ekonomi, siyaset ve iletişim bakımlarından birbirine yaklaşma ve bir bütün olmaya götürmek, globalleşmek.” (Türkçe Sözlük, 1440)  Bunun yanı sıra, “sömürgecilik” ise “genel olarak bir devletin başka ulusları, devletleri, toplulukları, siyasal ve ekonomik egemenliği altına alarak yayılması veya yayılmayı istemesi, müstemlekecilik” olarak tanımlanır. (Türkçe Sözlük, 2020)  Bu iki geniş kavramın anlamları karşılaştırıldığında, aradaki bariz benzerliği görmemek mümkün değildir. Amerikan toplumunun dünyadaki diğer ülkelere olan dil, din, giyim kuşam, müzik ve benzeri sosyal ve kültürel etkileri göz önüne getirildiğinde, Amerika dışındaki bu ülkeler küreselleşen bir dünyada Amerikan sömürgeciliği himayesinde yaşayan ve etnik değerlerini yitirmek üzere olan toplumlar olarak adlandırılabilir.  Amerikan toplumunun küreselleşen dünyada çoğu ülkelere olan sömürgeciliğinin ilk dayanaklarından biri şu anda “dünya dili” olarak kabul edilen İngilizce’dir. Amerika’nın hem sosyal hem politik açıdan güçlü bir toplum olması yanı sıra, bu ülkenin ana dili olan İngilizce, Amerikan sömürgeciliği ile birlikte tüm toplumlara ve aslında bu toplumlardaki her bir bireye ayrı ayrı yansımaktadır. Günümüzde İngilizce’nin geçerli ya da etkili olmadığı herhangi bir sosyal ya da kültürel bir etkinliğe rastlamak pek mümkün değildir. Çoğu dünya ülkesinde, iş yazışmaları olsun, internette araştırma yapmak olsun ya da diğer insanlarla iletişim kurmak olsun; tüm bu eylemler Amerika’nın ana dili olan İngilizce ile mümkün kılınmaktadır. Dolayısıyla, Amerikan toplumunun küreselleşen dünyada sömürgecilik eylemini gerçekleştirebilmesinin en büyük nedenlerinden biri, diğer toplumlardaki insanların bu ülkenin ana diline hiçbir şeye ihtiyaçları olmadığı kadar gereksinim duymasıdır. Bu yüzdendir ki, Amerika’nın ana dili olan İngilizce kadar dünyada geçerli olan başka hiçbir dil yoktur.  Bu konu ile ilgili olarak gazeteci Mustafa Nadir Önay şu tanıyı savunmaktadır ve oldukça da haklı görünmektedir: “Batı'nın kolonizasyon çalışmalarının çok eskilere dayandığı ama bunun özellikle 15. Yüzyıl başlarından itibaren hızlandığı biliniyor. Daha önceleri Akdeniz ve çevresindeki bu çalışmalar 15. Yüzyıl sonu ile 16. Yüzyıl başındaki keşiflerle Güney ve Kuzey Amerika, Afrika'nın ve Ortadoğu'dan (bu ibarenin de Avrupalılar'ın gözünden Ortadoğu olduğunu unutmayalım) başlayarak Afrika'nın ve Asya'nın bütünü, Uzakdoğu takımadaları ve Avustralya'ya kadar yeryüzünün tamamına yayıldı. Ayak bastıkları her yerde önce yerli halklar katliama uğradı. Sonra sırasıyla; yağma ve köle ticareti başladı. Ayrıca bir taraftan da yerleşimler yoluyla kökleştiler. Meselenin öbür yüzünde ise kültürel kolonizasyon çalışmaları bulunuyordu. Bugün dünyanın en yaygın dillerine baktığımızda karşımıza, İngilizce, İspanyolca gibi diller çıkmaktadır ki altyapısında bitmek tükenmek bilmeyen kolonizasyon çalışmaları vardır. Sadece kendi kültürlerini aktarmakla da yetinmediler ve diğer kültürleri aşağıladılar. Arkooloji, folklor, etnoğrafya, sosyoloji, dilbilim gibi bilim dallarını geliştirerek bu toplumları arkaik buluntu haline getirdiler.” (Önay, prg 4)  Sonuç olarak, çoğu dünya ülkesinde kullanılan ana dilin öneminin ve geçerliliğinin azalması ama bir yandan da Amerika isimli sömürgeci toplumun ana dili olan İngilizce’nin yaygınlaşmasının ve öneminin artması, ancak “küreselleşme süreci içinde sömürge” şeklinde adlandırılabilir.  Sosyal yapıda ve etnik değerlerde oluşan değişiklikler ise Amerikan emperyalizminin, yani Amerikan sömürgeciliğinin, bir başka olumsuz sonucudur. Olumsuzdur çünkü zaten var olan bazı değerleri ve yüzyıllardır inanılan ve saygı duyulan kavramları ortadan kaldırıp, (bir bakıma eritip) yeni değerler ve kurallar dayatmaktadır. Örnek vermek gerekirse, Amerikan toplumunda mütemadiyen görmeye alışkın olduğumuz kapitalleşme ve Amerikan Rüyası günümüzde bir çok insanın yaşamında yer almaktadır. Bu kavramların kökeni tamamen Amerika’ya aittir ve “maddecilik” olarak olumsuz sonuçlar ortaya çıkartmaktadır. Mesela, insanlar bu kavramların etkisi altında kalarak duygulardan, sevgiden ya da insanlarla iyi ilişkilerden çok paraya ve maddi anlamda değerli sayılabilecek her tür “maddeye” yönelmektedirler, İrlandalı yazar Oscar Wilde bu konu ile ilgili şunu söylemiştir: “Amerika’da işadamının yaşamı, kürek mahkumlarının yaşamından da beterdir; zincirleri, demir yerine altındandır yalnızca.” (Eczacıbaşı, 155)Bu değişim insanları kesinlikle bencil ve düşüncesiz yapmakta aynı zamanda da birbirinden uzaklaştırmaktadır. Bu uzaklaşma ve benmerkezcililik, Amerikan emperyalizminin kaçınılmaz sonuçlarındandır.  Böylesi ciddi bir olumsuz etkinin temel nedeni ise ironi olarak medeniyet dediğimiz tek dişi kalmış canavar olarak kabul edilebilir. Küreselleşme sürecinde Amerikan emperyalizminin oluşmasında etkili olan bu canavar, gazeteci yazar Aydın Engin tarafından şu şekilde ele alınmıştır: “Ellerimizi yıkayıp kendimizi aklayabileceğimiz, ödevlerimizi erteleyebileceğimiz, kendimizi mazlum gösterebileceğimiz canavarlar yaratmak çok yeni değil. O çevreden geldiğim için rahatlıkla söyleyebilirim, bütün tökezlemelerimizin, yetersizliklerimizin, beceriksizliklerimizin sorumlusu olarak soyut bir "emperyalizm" canavarı yarattık biz de. "Abi işte emperyalizmin oyunu..." İnsanlara mutluluk getirme potansiyeli olmasına karşın, görünen o ki mutsuzluk getirecek küreselleşme. Türkiye bu mutsuzluktan dolaysız ve ağır etkilenecek ülkelerden biri. Kara Afrika bizden daha çok acı çekecek. Dolayısıyla bizim "küreselleşme canavarına" şiddetle ihtiyacımız var. Pilav su kaldırır denir ya, Türkiye daha epey canavar kaldırır.” (Engin, prg 7) Sonuç olarak, Amerikan sömürgeciliği aslında olumlu yanlarından çok olumsuz yanları ile küreselleşme süreci içerisinde yer alan bir tür canavardır ve öyle görünüyor ki, yakın bir zamanda her toplum bu canavarı kaldırabilecek kadar dirençli olamayacaktır.  Özetlemek gerekirse, Amerikan emperyalizmi küreselleşme ile kardeş gibi geçinen bir sosyal oluşumdur ve genel etkileri olumsuzdur. Çünkü Amerika sömürgecilik sistemi ile insanların eskiden alışkın olduğu köle sistemini, küreselleşme adı altında biraz daha modern bir hale dönüştürmeye çalışmaktadır ve bu durumda olan sömürge altındaki toplumlara ve bu toplumlarda yaşayan her bir bireye olmaktadır. Oscar Wilde’ın da belirttiği gibi: “Amerikalı’nın tek isteği, tüm Avrupa’yı baştan aşağı onarıp yenilemektir.” (Eczacıbaşı, 155)  H. Mine Bahadır
2006-2007 © Copyright fazlaarama.com Sitede yayınlanan yazılar ve bilgiler izinsiz kullanılamaz. Sitede sunulan programları kurmadan/çalıştırmadan önce virüs taramasından geçiriniz. Programların kullanımları sonucu oluşabilecek zararlardan fazlaarama.com sorumlu değildir.